Dışardasınız. Kulağınıza yavru bir kedinin yürek yakan ağlama sesi geliyor. Sese doğru yöneliyorsunuz. Yürüyorsunuz. Vardığınızda bakımsız, bir deri bir kemik kalmış, ağzı gözü mikrop kapmaktan yara olmuş biçimsiz bir yavru kedi. Annesi yok. Kardeşleri yok. Muhtemelen kaybolmuş. Bir diğer ihtimal anne ve kardeşlerinin ölmüş olabileceğini düşünüyorsunuz. Oturuyorsunuz. Elinize alıyorsunuz.
Şevkat ve merhametinize sığınıyor. Ağlıyor. Acım, yorgunum, uykusuzum,kalacak yerim yok, annemi kaybettim, tehlikedeyim! diyor.
Tabi ki anlayana!
Vicdan ve merhamet sahibi olarak evde kısa süreliğine alıp bakayım diyorsunuz.
Elinize alıp evinize götürüyorsunuz.
Belkide kaçıncı kedi oldu , sokakta bulup eve götürdüğünüz.
Veteriner hekimlik durumu varsa hemen arıyorsunuz. Eczaneden ilaçlar , yedirme, içirme, bakım, şevkat derken bir bakıyorsunuz o biçimsiz ağlayan yavru kedi, sizinle oynamak isteyen yaramaz cingöz bir kedi olmuş.
Gözleri ışıl ışıl. Tüyleri yumuşak, pofidik. Minik patileri ile elinize vuruyor kaçıyor.
Daha sonra Kedi Sever biri bu kediciğe bakabilir diye sosyal medya hesabınızdan ilan açıyorsunuz.
İlanda şöyle yazıyorsunuz
Acil! Aşıları yeni yapıldı. Ona ailesi gibi bakabilecek, daha sonra tekrar sokağa atmayacak, takip şartı ile sahiplendirilecektir. diye.
Yavru ,sahipsiz, tehlikedeki bir canı, sokaktan kurtarıp sahiplendiriyorsunuz.
Sonra yeni ailesi size minik kedinin yaramazlık yapan videolarını gönderiyor.
Bu hazzı tarif edemezsiniz. Sadece hissedersiniz.
Tanıdık geldi mi?
Sizin böyle bir anınız oldu mu? Bu yazıyı sonuna kadar okuduysanız büyük ihtimalle olmuştur. Ya da eli kulağında olacaktır 🙂
Sevgi ve şefkatin dili evrenseldir. O dili hepimiz biliyoruz aslında. O dili konuşalım. Öğretelim.
Sevgiyle kalın.
